02 Nisan 2009 Perşembe

Seçim bitti, sıra reformlarda

Seçim bitti, sıra reformlarda

Türkiye'deki siyasi çalkantılar sebebiyle reformların yavaşlamasına iki yıldır ses çıkarmayan Avrupa Birliği, 'Seçimler bitti, acilen reform sürecine başlayın' çağrısı yaptı.

Ocak ayında Brüksel'i ziyaret eden Başbakan Tayyip Erdoğan ve Başmüzakereci Egemen Bağış'ın mahalli seçimlerin ardından AB reformlarının başlayacağına ilişkin verdikleri sözleri tutması istendi.

27 Nisan muhtırası, 367 krizi, cumhurbaşkanlığı seçimleri ve başörtüsü tartışmalarının ardından mahalli seçimlerin de neticelendiğine işaret eden AB yetkilileri, Erdoğan hükümetinin AB reformları konusunda samimi olup olmadığının artık netleşeceğine vurgu yapıyor. AB'nin, önümüzdeki günlerde reformlar konusunda daha yüksek sesle mesaj vereceğine işaret ediliyor. İlk kuvvetli mesaj, önceki gün yapılan Karma Parlamento Komisyonu toplantısında Genişleme Komiseri Olli Rehn'den geldi. Mahalli seçimlerin bütün ülkelerde olduğu gibi büyük enerji tükettiğini belirten genişleme komiseri, seçimlerin geride kaldığını ve Türkiye'nin reformlara bir defa daha odaklanması gerektiğini söyledi. Erdoğan'ın "cesur reformlar" konusunda söz verdiğini kaydetti.

2009 yılının Kıbrıs dolayısıyla zor geçeceğine işaret eden Avrupalı diplomatlar, 2002-2005 arası reform ruhunu yakalayan bir hükümetin Avrupa'daki bütün muhaliflerini etkisiz hale getireceğini düşünüyor. Eylül ayı sonunda Almanya'da yapılacak genel seçimlerden Türkiye'nin üyeliğine soğuk bakan Alman Başbakanı Angela Merkel'in güçlenerek çıkma ihtimaline dikkat çeken uzmanlar, reformları hızlandırmayan bir Türkiye'nin Kıbrıs yüzünden sıkıştırılabileceği uyarısı yapıyor. Devamı 17'de

Avrupa Birliği Genişleme Komiseri Olli Rehn'in öncelikli olarak nitelendirdiği reformlar şunlar:

Siyasi Partiler Kanunu'nun Venedik Komisyonu'nun prensipleri çerçevesinde düzenlenmesi, kadın hakları, ifade hürriyeti, 301'in uygulanması, basın hürriyeti, Heybeliada Ruhban Okulu'nun açılması.

Avrupa Parlamentosu Liberal Grup Türkiye gölge raportörü Alexander Graf Lambsdorff: Bir süredir Türkiye'de reform şevki azaldığı için endişelerimizi dile getiriyoruz. Geçtiğimiz günlerde kabul ettiğimiz AP raporunda anayasa çalışmalarının durmuş olmasını net bir şekilde eleştirdik. Mahalli seçimlerin Türkiye için önemini anlıyoruz tabii ama şu an seçimler geride kaldığına göre Türkiye'den reform sürecine hızlı bir dönüş beklentisi içerisindeyiz.

Güneydoğu'da DTP'nin güçlenmiş olması Kürt meselesini acil konulardan biri haline getiriyor. İfade ve basın hürriyeti (Doğan Grubu'na vergi meselesi), 301. maddenin hâlâ bizi tatmin etmemiş olması önemli.

Eğer Ergenekon davasına ilişkin iddialar doğru çıkarsa bu korkunç boyutlarda bir skandal demektir. Ancak soruşturmanın sanık haklarına dikkat edilerek yapılması konusunda hassasız.

AP Sosyalist Grup Üyesi Vural Öger: Halk, AK Parti'ye "2002 ile 2005 arasındaki yüksek reform performansına geri dön, o dönemi özledik" mesajı vermiştir. "Sen AB konusunda tam gaz gittin ama sonra durdun. Bu reformları hemen hızlandır" mesajıdır bu seçim sonuçları. İktidar, Kürt meselesinde "bu kadar açılım yaptık, işe yaramadı" diye düşünürse büyük hata eder ve teröristlerin ekmeğine yağ sürer. Neticeler, bölgenin tek sorununun ekonomi ve hizmetler olmadığını, kimlik sorununun hâlâ çok önemli bir şekilde ortada bulunduğunu gösterdi. 1923'ten bu yana uygulanan Kürt politikaları iflas etmiştir. AK Parti cesaretle Kürt kardeşlerimizi kimlikleri ile beraber kucaklayacak siyasetine devam etmelidir. Halk askere de "sen siyasete karışma, biz gerektiğinde cezayı keseriz" demiştir. CHP'ye verilen mesaj da diğer hayat tarzlarına saygılı olması gerektiğidir.

AP Sosyalist Grup Başkan Yadımcısı Hannes Swoboda: Bu AK Parti'ye reformları sürdürmesi konusunda çok net bir mesaj. Reformların bütün kesimleri hemen memnun etmesi beklenemez tabii; ama AK Parti'nin aldığı oy, düşüşe rağmen oldukça yüksek bir oy oranıdır ve reformlara devam etmesi için güven tazelemiştir iktidar partisi. Çok kısa vadede AB'nin beklentisi anayasaya ilişkin reformdur. Kürt meselesi de AB'nin gündeminde üst sıralarda bulunuyor. Hükümet, "bu kadar açılım yaptık işe yaramadı" derse bu yanlış cevap olur. AB'nin bir beklentisi de Ermenistan ile ilişkilerde ilerleme sağlanması.

Türkiye-AB Karma Parlamento Komisyonu Eşbaşkanı Joost Lagendijk: Mahalli seçimlere kadar bekleme aşamasındaydı AB. Artık hükümetin bir bahanesi kalmadı, beklentimiz acilen reform sürecinin hızlandırılması. Kısa vadede, ombudsman ve sendikal haklara ilişkin kanunların çıkartılması, özellikle siyasi partilere ilişkin anayasanın ilgili maddelerinin tadil edilmesi çok mühim. Kürt meselesinin çözümü AB'nin her zaman gündeminde. Nisanda Erbil'de yapılacak Kürt Konferansı'na hükümetin tepkisini takip edeceğiz. Hükümet, Güneydoğu'daki seçim sonuçlarını yanlış okumamalı, açılımlar devam etmeli. Kürtçe TV'nin bir tesadüf ya da seçim yatırımı olmadığına halk ikna edilmeli. Nisan ayında Ermenistan ile ilişkiler de Brüksel'den yakından takip edilecek. Belki önümüzdeki haftalarda sınır kısmen açılabilir. Ergenekon soruşturmasının da hukuk ilkeleri çerçevesinde sürdürülmesini takip edeceğiz. AK Parti bu seçimlerden tatmin edici bir sonuç almıştır, paniklemeye, erken seçimlere gerek yok, reformlar devam etmeli.
Selçuk Gültaşlı

24 Mart 2009 Salı

Oy verebilmek için 2 milyon 300 bin kişi kimliğini yeniledi

Oy verebilmek için 2 milyon 300 bin kişi kimliğini yeniledi

Oy kullanmak için nüfus cüzdanlarında TC kimlik numarasını şart koşan ve bunu 29 Mart'a sayılı günler kala duyuran Yüksek Seçim Kurulu'na (YSK), seçmen çarpıcı bir cevap verdi.
Saatlerce kuyruklarda beklemeyi göze alan vatandaşlar, yeni kimlik ya da nüfus kaydı örneği alarak sandığa sahip çıktığını gösterdi. Alınan bilgilere göre, YSK'nın kararından bu yana geçen 10 gün içinde 2 milyon 300 bin seçmen TC kimlik No'lu belge aldı. Yetkililer, kimliğini yenilemeyen yaklaşık 1,2 milyon seçmen kaldığını, oy verme gününe kadar bu sayının daha da azalacağını belirtiyor. Nüfus dairelerinin seçim günü açık olacağına dikkat çekilirken, vatandaşların görevlilerle tartışmak yerine, aynı gün kimliklerini değiştirebileceklerinin altı çiziliyor. Seçimlerde ayrıca, kimlik numarası bulunan nüfus cüzdanı, kamu kurumlarınca verilmiş resimli ve soğuk damgalı kimlik kartı, pasaport, sarı basın kartı, üniversite öğrenci kimlikleri, evlenme cüzdanı ve sürücü belgeleri de geçerli olacak. Sedat Güneç'in haberi 15'te

YSK, siyasi partilerin tepkisi ve Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün devreye girmesiyle kimlik numarası kararını esnetmişti. Buna göre TC kimlik numaralı nüfus kayıt örneği alan vatandaşlar da seçimlerde oy kullanabilecek. İl ve ilçelerdeki nüfus müdürlükleri İçişleri Bakanı Beşir Atalay'ın talimatı doğrultusunda bir süredir fazla mesai yapıyor. Gece geç saatlere kadar çalışan müdürlükler var. Bazı nüfus dairelerine ise personel takviyesi yapıldı. Atalay, fazla mesai yapan personele ücret ödenmesi amacıyla kaynak arayışına girdi. Atalay'ın Maliye Bakanlığı ile görüşmeleri sürüyor.

YSK'nın nüfus kayıt örneği ile oy kullanılabileceğine ilişkin kararına kadar geçen 6 günlük sürede 950 bin seçmene TC kimlik numaralı hüviyet cüzdanı verildi. TC kimlik numaralı nüfus kayıt örneği ile oy kullanılacağının açıklanmasından bu yana geçen dört günlük sürede ise bir milyon 350 bin kişi kimlik ve nüfus kayıt örneği aldı. Bir milyon 350 bin belgenin önemli bir bölümünü nüfus kayıt örneği oluşturdu.

İçişleri Bakanlığı verilerine göre YSK kararına kadar, 3,5 milyon seçmenin kimliğinde TC kimlik numarası bulunmuyordu. 2,3 milyon seçmenin belge almasıyla birlikte, kimliğinde numara bulunmayan 1,2 milyon seçmen kaldı. Kimlik numaralı belgesi bulunmayan vatandaşlar, 29 Mart'ta oy kullanamayacak. Nüfus cüzdanı çıkarmak için kişinin bizzat nüfus müdürlüğüne gitmesi gerekiyor. Ancak nüfus kayıt örneği, eş, veli, vasi, üst soyları (babası, dedesi, dedesinin babası), alt soyları (bir kimsenin çocukları, torunları, torun çocukları) ya da bu kişilere ait vekillik belgesini ibraz edenler tarafından alınabiliyor. Nüfus kayıt örneği çıkarabilmek için aile fertlerinden birinin, bir kimlik belgesi ile nüfus müdürlüğüne gitmesi yeterli. Bu işlem için dilekçe, fotoğraf, talep belgesi gibi ek bir belgeye de ihtiyaç yok.

Seçim günü nüfus daireleri açık

Yerel seçimlerde, kimlik numarası bulunan nüfus cüzdanı, resmî daireler veya iktisadî devlet teşekküllerince verilmiş resimli ve soğuk damgalı kimlik kartı, pasaport, sarı basın kartı, üniversite öğrenci kimlikleri, evlenme cüzdanı ve sürücü belgeleriyle oy kullanılabilecek. Geçerli resmî belgelerinde kimlik numarası olmayanlara nüfus müdürlüğünden imzalı, mühürlü nüfus kayıt örneği ile oy kullanma imkânı da sağlandı. Bu belge için hiçbir ücret alınmıyor. Nüfus daireleri seçim günü de açık olacak.

Adaylar, il genel meclisi üyeliği için köy yollarında

29 Mart yerel seçimlerinde köylerde yaşayan vatandaşlar, hem kendi muhtarlarını seçmek hem de il genel meclisi üyelerini belirlemek için sandık başına gidecek. Doğu ve Güneydoğu illerindeki seçmenin yarısına yakını kırsalda olduğu için il genel meclisi adayları kar kış demeden köy yollarını aşındırıyor. Siyasi partiler, Türkiye geneli oy yüzdesini belirleyecek olan il genel meclisi üyeliği seçimine büyük önem veriyor. Köy Hizmetleri'nin lağvedilerek il özel idarelerine bağlanması ve il genel meclisi üyelerinin yetkilerinin artırılması il genel meclisi üyeliğinin önemini artırdı. Köylerin yol, içme suyu, köprü gibi altyapı ihtiyaçlarının karşılanması için çıkarılan Köylere Destek Projesi'ni (KÖYDES) il genel meclisi üyeleri uyguluyor.

AK Parti Van İl Başkanı Vesim Yaviç, vatandaşların il genel meclisinin öneminin farkında olduğunu belirtti. Yaviç, "Seçim gezilerinde köylerdeki seçmenin ilgisi bizi de şaşırtıyor." dedi. Eski DTP İl Başkanı Abdurrahman Doğar da "Köylerde il genel meclisi üyesi oylaması muhtar oylamasının önüne geçiyor. Çünkü köylü biliyor ki, muhtar kendi sorunlarını il genel meclisi üyesine götürecek ve çözümü o bulacak." diye konuştu. Yahya Öylek, Van

Mazlumder, YSK'nın kararını Danıştay'a taşıyor

Mazlumder, Yüksek Seçim Kurulu'nun (YSK) başörtülülerin sandık görevlisi olamayacağına ilişkin kararını Danıştay'a taşıyor. Ankara'da siyasi partilerle temasta bulunan dernek yetkilileri, bugün yürütmenin durdurulması için başvuruda bulunacak. Mazlumder adına konuşan avukat Emre Yurtalan, "Bu usulsüzlüğü Danıştay'a götürerek, önüne geçmek istiyoruz. Sonuç alamazsak bir sonraki merci AİHM olacak. Bu seçimlerde olmasa bile, bundan sonraki seçimlerde aynı haksızlığın önüne geçmek niyetindeyiz." dedi. İstanbul, Zaman

'Nüfus idaresi, kayıtları sandık kurullarına iletirse sorun kalmaz'

Yüksek Seçim Kurulu'nun (YSK) seçime iki hafta kala aldığı 'TC kimlik numarası' kararıyla ilgili tartışma sürüyor.

Halk, kimlik değiştirmek ve nüfus kaydı almak için nüfus dairelerine akın ederken ilginç bir teklif ortaya atıldı. Avukat Ömer Kaya, nüfus idaresinin vatandaşın oyunu kullanacağı sandıklara nüfus bilgilerini vermesiyle sorunun çözüleceğini kaydetti. Bunun için herhangi bir kanuni düzenlemeye ihtiyaç bulunmadığının da altını çizdi. Kaya, "Mükerrer emekli maaş alınmasının önüne geçmek isteyen Bağ-Kur ve SSK, nüfus idaresinden nüfus bilgilerini talep ederek kayıtlarını yeniledi. Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK)' na verilen nüfus kayıtları YSK'ya da verilebilir. YSK da sandık görevlilerine göndereceği listelerle kimlik kontrolü yapabilir." dedi. Vatandaşlık ve Nüfus İşleri Genel Müdürlüğü ise bu bilgilerin YSK'da bulunduğuna dikkat çekti.

Kaya, belirli dönemlerde sandıklarda görev almış. En kalabalık şehir olan İstanbul'da bile bir sandıkta kullanılan oyun 150 civarında olduğuna işaret ediyor. YSK'nın nüfus müdürlüğünden alarak sandık başkanlarına göndereceği nüfus bilgilerinin en fazla iki sayfa tutacağını öne süren Kaya, şöyle devam ediyor: "Kimliğinde TC numarası olanlar kullanır. Olmayan vatandaşın bilgileri YSK tarafından gönderilen listeden kontrol edilir. Vatandaşın kimlik bilgileri ile uyumluysa hiç zorluk çıkartılmadan vatandaşa oyu kullandırılır." Bu yöntemin pratik bir çözüm olduğunu savunan Kaya, her vatandaşın oyunu nerede ve hangi sandıkta kullanacağının bilindiğini hatırlatıyor. Bu liste sayesinde vatandaşın oy kullanma hakkının elinden alınmamış olacağının altını çiziyor. Kaya, "YSK iyi niyetliyse bu sorunu aşar. Şayet eski görüşünde ısrar ederse binlerce insan demokratik hakkından mahrum edilir." diyor.Mükremin Albayrak, İstanbul

Seçim seyahatleri otobüs firmalarını sevindirdi

Yerel seçimlerin yaklaşmasıyla birlikte otobüs terminalleri hareketlendi. Özellikle büyük şehirlerde eğitim gören üniversite öğrencileri ile mevsimlik olarak çalışan işçiler 29 Mart'ta oy kullanabilmek için memleketlerine gidiyor. Terminallerde yaşanan hareketlilik otobüs firmalarını sevindirirken, kimi seçmenlerin oy için 25 saatlik yolu göze almaları demokrasi bilincini de ortaya koyuyor.

Eğitimleri sebebiyle Türkiye'nin değişik şehirlerinde okuyan öğrenciler, oylarını kullanmak için uzun yolculukları göze alıyor. İzmir'de eğitim gören Hüseyin Y. (20) oyunu kullanmak için Ordu'ya, Gökhan E. (19) Afyon'a, Eyüp D. (23) Iğdır'a gitmeye hazırlanıyor. Iğdır'a gidecek olan Eyüp D., "İrademin sandığa yansımasını istiyorum. 25 saatlik yolculuğu göze alarak oyumu kullanmaya gideceğim. Benim gibi düşünen çok kişi olduğunu biliyorum." diyor.

Otobüs firmaları yaşanan yoğunluktan memnun. Pamukkale Turizm işletme müdürlerinden Derya Çakıray, vatandaşların yolculuk için daha çok seçim gününü ve bir gün öncesini tercih ettiklerini ifade ediyor. Yeni Diyarbakır firmasından Ahmet Genç, 25-28 Mart tarihleri arasında büyük bir yoğunluk yaşandığına dikkat çekiyor. İzmir Otogarı'nda Niğde Aydoğan, Yeni Diyarbakır, Lüks Erzincan ve Midyat Seyitoğlu firmalarını temsilen bilet kestiklerini belirten Genç, "Bu dört firmanın sefer yaptığı bütün illere seçim öncesinde yoğun talep var. Gidenlerin çoğunu öğrenciler ve işçiler oluşturuyor. Otobüslerin tamamına yakını dolu gidecek gibi görünüyor." şeklinde konuşuyor. Vangölü Turizm'den Abdullah Kolyiğit de rezervasyonlarda artış olduğunu ifade ediyor. Ali Rıza Karasu, Zaman

17 Mart 2009 Salı

Çocuğunuzun doğum tarihine dikkat

Çocuğunuzun doğum tarihine dikkat!

Doğum şekli de çok önemli...

Uz. Dr. İlkay Keskinel “ Çocukların doğum tarihi ve şeklinin alerjik hastalıklarla ilişkisi” hakkında bilgi verdi.

AŞIRI HİJYENİK ORTAMDA BÜYÜYEN ÇOCUK DAHA ÇABUK HASTA OLUYOR

Doğumdan itibaren maruz kalınan alerjenler, eğer çocukta alerjik bir genetik alt yapı varsa, ileri yaşlarda nelere karşı alerji gelişeceğini belirler. Örneğin rutubetli bir evde çok yoğun küf mantarına maruz kalan ve alerjik aileden gelen bir bebeğin, ilerleyen zamanda küf alerjisi geliştirmesi beklenebilir. “Ne kadar koruyabiliriz ki, bırakalım çocuklar bu maddelere alışsın” yaklaşımı, ne yazık ki alerjenler için geçerli değildir. Bazı solunum yolu virüs enfeksiyonları dışında kalan enfeksiyonlara erken yaşlarda maruziyetin ise tam tersine alerji açısından koruyucu olabileceği düşünülmektedir. Son yıllarda geçerli olan bu görüşe, “hijyen hipotezi” adı verilmektedir. Buna göre, mikroptan fazlasıyla arındırılmış, aşırı hijyenik ortamlarda büyüyen çocuklarda alerji ve astım riski artabilmektedir.

BEBEKLERİN ALLERJİK HASTALIKLARA YAKALANMA RİSKİ DOĞUM AYINA GÖRE DEĞİŞİYOR

Alerjenlere sürekli maruz kalmanın kişinin o maddelere karşı duyarlı olmasına neden olduğu gerçeğine dayanarak yapılan çalışmalarda, doğum tarihinin alerjik hastalıklarla ilişkili olabileceği gösterilmiştir. Buna neden, bebeklerin doğduklara aylara göre karşılaştıkları alerjen cinslerinin farklı olmasıdır.

SAMAN NEZLESİ İLKBAHAR ÇOCUKLARINDA, POLEN ALERJİSİ MART-NİSAN DOĞUMLULARDA DAHA SIK GÖRÜLÜYOR

Mevsimsel polenlerin en yoğun olduğu ve daha çok açık havada zaman geçirdiğimiz ilkbahar ve yaz aylarında doğanların, mevsimsel alerjik rinit (saman nezlesi) açısından daha büyük risk altında oldukları bilinmektedir. Örneğin, Mart ve Nisan aylarında doğanlarda huş polenine bağlı olarak huş ağacı alerjisi riski daha fazladır. Polenler, her ne kadar bitkinin cinsine göre, Şubat ayından Kasım sonuna kadar yayılabilse de, saman nezlesi olanlarda, daha çok ilkbaharda yakınmalara neden olurlar.

Sonbahar aylarında doğanlarda ise, ev tozu akarı alerjisi daha sıktır. Buna neden olarak, iç ortamda daha uzun süre kalınması gösterilebilir. Ek olarak, nemli sonbahar günleri, akarların üremesi için zemin hazırlamaktadır. “Ev tozu” ile kast edilen, evlerde gördüğümüz “toz” değil, çıplak gözle görülemeyen çok küçük canlılardır. Bu canlıların dışkıları alerjiye sebep olmaktadır.

Yine, iç ortamda çokça vakit geçirilen Eylül ve Şubat ayları arasında doğan bebeklerin yaz ve bahar aylarında doğan bebeklere göre besinlere ve hayvan tüylerine karşı alerji geliştirme olasılığı daha fazladır. Ayrıca, yaz aylarında ve sonbaharda doğan bebeklerin astıma yakalanma riski daha yüksek bulunmuştur.

SEZARYENLE DÜNYAYA GELEN BEBEKLERDE ASTIM RİSKİ DAHA FAZLA

Bunların dışında, sezaryenle doğan bebeklerin de normal yolla doğan bebeklere göre ileriki yaşlarda astım geliştirme riski artmaktadır. Normal doğum sırasında, annenin doğum kanalından geçen bebek, bağırsaklarına yerleşecek faydalı mikroplarla tanışmaktadır. Bu mikroplar, yeni doğan bebeğin bağışıklık sistemini sağlıklı bir biçimde uyarmaktadır. Oysa sezaryenle doğan bebeklerde, bu faydalı mikroplar yerine ciltte yaşayan mikroplara vb. maruziyet, bağışıklık sisteminin bu ilk gelişim noktasında bir sapmaya neden olmaktadır.

SİGARA DUMANI ÇOCUK SAĞLIĞININ BAŞ DÜŞMANI

Sonuç olarak belirtmek isteriz ki, alerjik hastalıklardan korunmak için bebeğin doğum tarihinin ya da doğum şeklinin saptanmasının yanı sıra önemli olan bir diğer nokta da, doğum öncesi ve sonrası dönemde sigara dumanına maruz kalınmamasıdır. Bebekliklerinde sigara dumanına maruz kalan çocukların ilerleyen yaşlarda, çok daha sıklıkla alerjik hastalıklara ve astıma yakalanabildikleri gösterilmiştir. Astımın da, diğer alerjik hastalıkların da birden fazla faktörün etkisiyle (genetik, çevre koşulları vb) geliştiği unutulmamalıdır.

14 Mart 2009 Cumartesi

İşte piyasalara nefes aldıracak paket

İşte piyasalara nefes aldıracak paket

Toplam maliyetinin 5,5 milyar lirayı bulması beklenen ekonomiyi canlandırma paketini, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan partisinin Eskişehir mitinginde açıkladı.
Başbakan Tayyip Erdoğan, krizde iç piyasaları canlandırması beklenen önlem paketinin ayrıntılarını Eskişehir mitinginde açıkladı.

Toplam maliyeti 5,5 milyar TL'yi bulan 4. kriz paketine göre, 150 metrekarenin üzerindeki konutlardan alınan yüzde 18'lik KDV, üç ay süreyle yüzde 8'e indiriliyor. Düşük motorlu araçlardan alınan ÖTV de yüzde 37'den yüzde 20'ye çekiliyor. Hazırlanan 8 maddelik ekonomik pakette, beyaz eşyadaki yüzde 18'lik KDV'nin yüzde 8 yapılması planlanıyor. İhracatçının finansman sorununu çözmek için ise Eximbank sermayesi 500 milyon TL artırılıyor. Kriz paketiyle iç talebi canlandırmayı, kredi akışını sağlamayı ve maliyetleri aşağı düşürmeyi amaçladıklarını söyleyen Başbakan Tayyip Erdoğan, konut alacak olanlara, "acele edin" uyarısında bulundu.

Eskişehir'de halka hitap eden Başbakan, 2008 ortalarında ABD'de başlayan küresel krizin tüm dünya ülkelerini etkilemeye başladığını anlattı. "Kimse bu krizin sorumlusu hükümettir diyemez." ifadesini kullanan Erdoğan, hükümet olarak tedbirleri aldıklarını ifade etti. THY'nin uçuşlarında yüzde 30'luk artış olduğunu ve toplu konutları yetiştiremediklerini kaydeden Erdoğan, muhalefete ve medyaya yüklenirken şunları söyledi: "Krizden geçmişte rant devşirenler olduğu gibi oy devşirenler de var. Prim vermediğimiz, menfaat sağlamadığımız için el ele vermişler, AK Parti'yi nasıl yıpratırız diye üzerimize geliyorlar. Milletim bunları bilsin, çok iyi tanısın. Kriz çıktı diye adeta bayram ediyorlar. Türkiye, bu küresel krizi de aşacak; istikrar içinde, kararlılık içinde, güven içinde büyümeye, kalkınmaya devam edecek."

Muhalefetin, 'tedbir almadı' diye hükümeti suçladığını söyleyen Erdoğan, "Krizin sinyallerini aldığımız andan itibaren 30'dan fazla tedbiri uygulamaya koyduk. GAP ve karayolları yatırımları başta olmak üzere kamu yatırımlarını artırdık. İşveren sigorta priminde 5 puanlık indirim yaptık. Merkez Bankamız, faiz puanlarını aşamalı olarak yüzde 10'un üzerinde indirdi. Varlık Barışı Yasası'nı çıkardık. Teşvik uygulamasının süresini uzattık." diye konuştu.

'Vergi indirimleri bir an önce uygulanmaya başlasın'

Başbakan'ın otomotiv, beyaz eşya ve elektronik sektörlerine yönelik ÖTV indirimi açıklamasının ardından hiç vakit kaybedilmeden somut gelişmelerin olması gerektiğini söyleyen Oyak Yatırım Analisti Cemal Demirtaş, "Ayrıntılar netleşmeli. Detaylar önemli. Önümüzdeki dönemde talep açısından rahatlama olabilir. Otomotivde 1.600 motor hacmine sahip otomobillerin ÖTV'sinin mevcut yüzde 37'lik seviyesinin altına çekilmesi, özellikle yerli üretime fayda sağlayabilir." dedi. Soyak Holding CEO Vekili M.Emre Çamlıbel ise konutta KDV'nin yüzde 18'den yüzde 8'e indirileceğiyle ilgili, "Zaten halihazırda 150 metrekarenin altındaki konutlar için KDV yüzde 1 olarak uygulanıyor." dedi. Sadece 150 metrekarenin üzerindeki gayrimenkuller için alınan KDV oranının yüzde 18 olduğunu dile getiren Çamlıbel, uygulamanın lüks konut segmentine bir miktar fayda sağlayabileceğini ancak Türkiye'deki konut stokunun büyük kısmının 150 metrekarenin altındaki konutlardan oluştuğunu belirtti. Finans Yatırım başekonomisti Banu Kıvcı Tokalı ise krizden en derin etkilenen sektörler arasında yer alan konut, otomotiv ve dayanıklı tüketimde uygulanacak vergi indirimlerinin, ekonomik resesyonun daha derin boyutlara ulaşmasını engellemesi açısından bir destek unsuru olacağını belirtti.

Hükümetin otomotiv sektörünü rahatlatmak için açıkladığı yeni paket, sektör temsilcileri tarafından yeterli bulunmadı. Hyundai Assan Yönetim Kurulu Başkanı Ali Kibar, geçici vergi indirimi sayesinde satışların üç aylık süre içerisine sıkışacağını belirtirken ÖTV indiriminin yapıldığı üç aylık sürenin ardından hurda teşviki desteği sağlanması gerektiğini söyledi. Tofaş CEO'su Ali Pandır, aksiyon planının bir an önce hatta pazartesi günü açıklanmasında fayda olduğunu belirterek, "Aksi takdirde beklenti, pazarı tamamen durgunluğa itecek." dedi. Otomotiv Distribütörleri Derneği Başkanı İbrahim Aybar da yapılacak ÖTV indiriminin sektöre moral verecek oranlarda ve stokları eritecek boyutta olması gerektiğini dile getirdi.

Ekonomiyi canlandıracak pakette yer alan önlemler

Eximbank'ın sermayesi, 2008 yılında yapılan 500 milyon liralık artırıma ek olarak 500 milyon daha artırılıyor.

İç talepteki durgunluğu artırmaya yönelik olarak Kaynak Kullanımını Destekleme Fonu, 5 puan düşürülecek; yani yüzde 33 azaltılacak.

KOBİ'lerin düşük faizli kredi kullanmasını sağlamak amacıyla bütçeden KOSGEB için öngörülen ödeneğe 75 milyon TL ilave yapılıyor. Böylece ödenek 275 milyon TL'ye çıkarılıyor.

Beyaz eşyada uygulanan ÖTV'de de 3 ay süreyle indirime gidiliyor.

Tarım Destekleme Fiyat İstikrar Fonu'na bütçeden ayrılan paya 75 milyon TL kaynak aktarılarak 575 milyon TL'ye çıkarılıyor.

Konut sektöründe yüzde 18 olan KDV, 3 ay süreyle yüzde 8'e indiriliyor.

Otomotiv sektörünün iç talebini canlandırarak stokları eritmek için 3 ay süreyle ÖTV indirimine gidilecek.

Bu yıl sanayide uygulanan elektrikte indirimli gece tarifesi hafta sonları ve diğer resmi tatil günlerini de kapsayacak şekilde yaygınlaştırılıyor.

10 Mart 2009 Salı

Dolardaki yükselişin perde arkası

MERKEZ'İN HÜKÜMET'E KASTI MI VAR?

Dolardaki yükselişin perde arkası
Gelişmekte olan piyasalarda en hızlı faiz indirimini bizim Merkez Bankası yaptı. Dört ay öncesine kadar dünyada en yüksek faizi veren Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası şimdi faizleri hızla indirerek döviz rezervleri bize göre çok daha iyi olan Rusya ve Brezilya’dan bile daha düşük faiz vermeye başladı.

Faizlerdeki bu hızlı düşüş Türk parasına da hızla değer kaybettiriyor. Çünkü Hazine’nin dolar üzerinden ihraç ettiği eurobond faizleri ile Türk parası faizleri neredeyse eşitlendi. Bunu gören yatırımcı artık Türk parasında durmayıp döviz alımlarına başladı. Böylece son iki hafta içinde Türk parası yüzde 8,3 oranında değer kaybederek dün öğle saatlerinde bankalar arası piyasada bir Amerikan Doları 1 lira 82 kuruşun üzerine çıktı. Dövizin yükselişinin ardından Merkez Bankası bugünden başlayarak 50 milyon dolar tutarında döviz ihaleleri yapacağını, gerekirse doğrudan döviz satarak piyasalara müdahale edeceğini dün duyurdu. Bakalım dövize yapılacak müdahaleler faizlerdeki hızlı indirim hatasını nasıl telafi edecek?

Faizlerin hızla indirilmesinin nedenini Merkez Bankası başkanı bir politika değişikliği olarak açıklıyor. Başkan, geçen hafta Boğaziçi Üniversitesi’nde yaptığı konuşmada, “Bankamız kanununun 4. maddesinde, ‘banka, fiyat istikrarını sağlama amacı ile çelişmemek kaydıyla hükümetin büyüme ve istihdam politikalarını destekler,’ şeklinde açık bir hüküm bulunmaktadır. Bu hüküm, içinden geçtiğimiz bu gibi dönemlerde kullanılmak üzere oluşturulmuştur. Nitekim, son dört aylık dönemde politika faizlerinde gerçekleştirdiğimiz 5,25 baz puanlık indirim bu çerçevede değerlendirilmelidir” dedi.

Oysa Başkan, Merkez Bankası’nı daha önce yüksek faiz-düşük kur politikası izleyerek Türkiye’de kaynak dağılımını bozmakla, döviz kazandırıcı yatırımların yapılmasını önlemekle ve istihdamın artışını engellemekle eleştirenlere, “tek hedefimiz fiyat istikrarıdır” cevabını veriyordu. O zaman Merkez Bankası Kanunu’ndaki büyüme ve istihdam politikalarının desteklenmesi hükmünü dikkate almıyordu. Şimdi alması ise doğrusu kuşku uyandırıyor.

Amerikan Doları’nın dün 1 lira 82 kuruşu aşması yerel seçimlerde iktidar partisini zorlayacak. Dün Taraf’ta Neşe Düzel’e konuşan Türkiye’nin önde gelen kamuoyu araştırmacılarından Adil Gür, “Cumhuriyet boyunca askerî darbeler ve post modern darbeler dışında seçim sonuçlarını belirleyen önemli şey daima ekonomi oldu” diyor. Gür’e göre yerel seçimler öncesinde Türk parasının değerinin hızla gerilemesi AKP’ye önemli ölçüde oy kaybettirecek.

Peki, iktidar partisine yerel seçimlerde oy kaybettirecek bu politikanın sorumlusu kim? Merkez Bankası... Çünkü faizlerin son dört ay içerisinde piyasa beklentilerinin çok üzerinde hızla indirilmesi Türk parasını cazip olmaktan çıkardı. Böylece liranın değer kaybı hızlandı. 19 Mart 2009’da yapılacak Para Politikası Kurulu toplantısında da Merkez Bankası başkanı faiz indirimine gidileceğinden bahsediyor. Bir faiz indirimi daha yapıldığı takdirde Türk parası dolar karşısında çökebilir.

Hükümet yerel seçimlerde hüsrana uğramak istemiyorsa bir an önce Merkez Bankası ile görüşmeli. Çünkü bir kamu kurumunun bağımsız olması, istediğini yapabilir anlamına gelmiyor. Merkez Bankası, izlediği garip faiz politikasıyla hükümetin kamu maliyesinde ve bankacılık sektöründe elde ettiği başarıların hepsini bir anda yok edebilir. Dikkatli olmakta fayda var.

06 Mart 2009 Cuma

İşte Türkiye'nin parlayan 100'leri

İşte Türkiye'nin parlayan 100'leri

Aylık iş ve ekonomi dergisi İnfomag, 100. sayısında Türkiye'nin geleceğine imza atacağına inandığı 100 kişiyi seçti. Seçilen 100 isim arasında Zaman Gazetesi Görsel Yönetmeni Fevzi yazıcı'nın yanı sıra Süreyya Ciliv, Muhtar Kent, Cem Yılmaz, Eyüp Can Sağlık, Gülse Birsel gibi isimler de yer aldı.

'İnfomag Dergisi'nin 100. sayısını yaparken bir Türkiye hayali kuralım istedik' diyen dergi yönetimi, 'İsimleri seçerken, 10 yıl sonra nasıl bir Türkiye'de yaşamak istediğimizi ortaya koymak istedik' şeklinde konuştu.
İşte İnfomag'ın seçtiği Türkiye'nin 100 Yüzü (Alfabetik sıra ile)

1. Abdurrahman Gürsoy - Gürsoy Grup Genel Müdürü
2. Abdurrahman Yıldırım - Ekonomi Yazarı
3. Adnan Dalgakıran - İş adamı
4. Ahmet Davutoğlu - Başbakanlık Baş Danışmanı
5. Ahmet Duran Şahin - Akademisyen
6. Ahmet Ertürk - TMSF Başkanı
7. Ahmet Paksoy - İDO Genel Müdürü
8. Ali Sabancı - Esas Holding Yönetim Kurulu Üyesi
9. Ali Ülker - Ülker Grubu Başkanı
10. Alphan Manas - Brightwell Holdings Yönetim Kurulu Başkanı
11. Arda Turan - Futbolcu
12. Aslı Erdoğan - Yazar
13. Atilla Aşkar - Akademisyen
14. Ayfer Tunç - Yazar
15. Başar Arslan - Alkım Yayınları Sahibi ve Taraf Gazetesi Kurucusu
16. Beren Saat - Oyuncu
17. Berk Ekşioğlu - İstanbul Doors Grup Yönetim Kurulu Üyesi
18. Berna Türkili - İş kadını
19. Bülent Çelebi - Airties CEO'su
20. Bülent Uygun - Sivasspor Teknik Direktörü
21. Cem Aydın - NTV Genel Müdürü
22. Cem Şengör - Step Halı Yönetim Kurulu Başkanı
23. Cem Yılmaz - Komedyen
24. Doç. Dr. Cengizhan Öztürk - Akademisyen
25. Coşkun Bayraktar - Bayraktar Kardeşler İnşaat Yönetim Kurulu Üyesi
26. Cüneyt Türktan - Avea CEO'su
27. Çağla Kubat - Manken - Sporcu
28. Diren Yeşil - Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi 1. sınıf öğrencisi
29. Durmuş Yılmaz - T.C. Merkez Bankası Başkanı
30. Ebru Çapa - Microsoft Tüketici ve İnternet Servisleri Türkiye Genel Müdürü
31. Ece Şirin - Tasarımcı
32. Efkan Ala - Başbakanlık Müsteşarı
33. Egemen Bağış - Devlet Bakanı ve Başmüzakereci
34. Emine Kamışlı - Esas Holding Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı
35. Emrah Yücel - Tasarımcı
36. Eyüp Can Sağlık - Referans Gazetesi Genel Yayın Yönetmen
37. Eyüp Özgüç - İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti Genel Sekreteri
38. Fatih Karanfil - Akademisyen
39. Fettah Tamince - Rixos Oteller Zinciri Kurucusu
40. Fevzi Yazıcı - Zaman Gazetesi Görsel Yönetmeni
41. Göksel Baktagir - Müzisyen
42. Gülse Birsel - Mizah Yazarı, Oyuncu
43. Güney Arık - Oyak Çimento Grubu Koordinatörü
44. Gürsel Tekin - CHP İl Başkanı
45. Hakan Binbaşgil - Akbank Perakende Bankacılıktan Sorumlu Genel Müdür Vekili
46. Hakan Erdem - Akademisyen
47. Hakan Gürsu - Designnobis
48. Haluk Akakçe - Sanatçı
49. Hamdi Akın - Akfen Holding Yönetim Kurulu Başkanı
50. Hasan Saltık - Kalan Müzik Kurucusu
51. Hilmi Volkan Demir - Akademisyen
52. Prof. Dr. İbrahim Belenli - Hakkari Üniversitesi Rektörü
53. İbrahim H. Çanakcı - Hazine Müsteşarı
54. İbrahim Mirmahmutoğlu - Dizayn Grup Yönetim Kurulu Başkanı
55. İbrahim Şahin - TRT Genel Müdürü
56. İhsan Oktay Anar - Yazar
57. İmam Altınbaş - Altınbaş Holding Yönetim Kurulu Başkanı
58. Prof. Dr. Kemal Sayar - Psikiyatrist
59. Kerim Tamer - Girişimci
60. Mansur Yavaş - Siyasetçi
61. Mehmet Ali Yalçındağ - Doğan Yayın Holding Yürütme Komitesi Başkanı
62. Mehmet Sezgin - GÖSAŞ Genel Müdürü, Garanti Bankası Genel Müdür Yardımcısı
63. Melkan Tabanlıoğlu - Mimar
64. Mennan Aksoy - Sanayici
65. Muhtar Kent - Coca - Cola CEO'su
66. Murat Çetinkaya - Kuveyt Türk Genel Müdür Yardımcısı
67. Murat Gülsoy - Yazar
68. Prof. Dr. Murat Günel - Beyin Cerrahı
69. Murat İlbak - Ströer Kentvizyon Genel Müdürü
70. Murat Yalçıntaş - İTO Başkanı
71. Mustafa Boydak - Boydak Holding Yönetim Kurulu Başkan Vekili
72. Mustafa Erdoğan - Sanat Yönetmeni
73. Okay Eğdirici - Danone Genel Müdürü
74. Oğuz Savaş - Basketbolcu
75. Ömer Faruk Tekbilek - Müzisyen
76. Ömer İsvan - Servotel Yönetim Kurulu Başkanı
77. Özgür Tort - Migros Türk T.A.Ş. Genel Müdürü
78. Paul Doany - Türk Telekom Genel Müdürü
79. Remzi Sedat İncesu - GS Tekerlekli Sandalye Basketbol Takımı Antrenörü
80. Selçuk Yorgancıoğlu - Abraaj Capital İcra Kurulu Üyesi ve Türkiye Ülke Müdürü
81. Semih Kaplanoğlu - Yönetmen
82. Serdar Erener - Reklamcı
83. Serdar Gülgün - Osmanlı Sanat Uzmanı
84. Doç. Dr. Serkan Anılır - Akademisyen
85. Serkan Çağrı - Müzisyen
86. Seymur Tarı - Turkven Genel Müdürü
87. Süleyman Soylu - Demokrat Parti Genel Başkanı
88. Süreyya Ciliv - Turkcell CEO'su
89. Tayanç Ayaydın - Oyuncu
90. Tayfun Bayazıt - Yapı Kredi CEO'su
91. Tevfik Bilgin - BDDK Başkanı
92. Tolga Çevik - Oyuncu
93. Tolga Kabataş - Gittigidiyor.com'un Kurucu Ortağı
94. Tuğba Karademir - Sporcu
95. Tuncay Sonel - Of Kaymakamı
96. Turhan Cemal Beriker - Credit Europe Bank Genel Müdürü
97. Ufuk Tarhan - M - Gen Gelecek Planlama Merkezi Kurucusu
98. Umut Oran - İş adamı
99. Yiğit Özgür - Karikatürist
100. İnfomag Okurları - Geleceğin Mimarları

04 Mart 2009 Çarşamba

2 KİŞİ SAHTECİLİKLE SUÇLANDI

2 KİŞİ SAHTECİLİKLE SUÇLANDI

Dışişleri Bakanlığı'nı sarsan skandal
Diplomat atamalarında dönemin bakanı Gül'ün imzasının taklit edildiği iddiası yargıya taşındı.

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün Dışişleri Bakanlığı döneminde gündeme gelen 'sahte imza' iddiası yargıya taşındı. Ataşe yardımcılığına ataması yapılmayan Osman Nuri Çelik, atama kararnamesinde Gül'ün imzasının taklit edilerek sahte belge düzenlendiği iddiasıyla suç duyurusunda bulundu. Savcılığın incelemeden sonra soruşturma izni için Dışişleri Bakanı Ali Babacan'a başvurması bekleniyor. Babacan izin verirse diplomatlar hakkında dava süreci başlayacak. İddiaya göre, 22 Temmuz 2004'teki Ataşe Yardımcılığı Atama Komisyonu'nda 59 adayın başvurusu değerlendirdi. Adaylar arasında Bakanlığın deneyimli bürokratı Osman Nuri Çelik de bulunuyordu. Komisyonun, 59 aday isimden 10'unu ataşe yardımcılığı için dönemin Dışişleri Bakanı Abdullah Gül'e önermesi gerekiyordu. Süreç sonunde 10 kişinin atama kararını Gül de imzalamış görünüyordu. Ancak iddiaya göre, belgedeki 'Gül imzası' taklitti ve bu taklit imzayla 10 diplomatın ataşe yardımcılığı ataması yapılmıştı.

SAHTE EVRAKTAN SUÇ DUYURUSU

Çelik, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'na suç duyurusunda bulundu ve belgenin ilgililere imzalattırılmasından sorumlu olan Müsteşar İdari İşler Yardımcısı Ahmet Ertay ve Personel Dairesi Başkanı Bahadır Kaleli'nin 'sahte evrak'tan cezalandırılmasını istedi. Çelik ayrıca bu atama yönetmeliğinin resmi gazetede yayımlanmadığı gerekçesiyle Danıştay'da iptalini de sağlamıştı. Ancak sonuç değişmeyince eski Müsteşar Yardımcısı Ahmet Erozan ile eski Personel Dairesi Başkanı Ahmet Necati Bigalı'yı da 'Görevi kötü kullanmaktan' şikâyet etti.